www.mesih.de
www.hasanmezarci.com
   
    Yalancıların mumları sönüyor, çünkü    
    Gerçekler konuşuyor    
    ve Mesih güneşi doğuyor.    
       
    Mesih Çağı - İstanbul'un İkinci Fethi    
   
Yükleniyor ...
(Video birkaç saniye içinde başlamazsa, buraya tıklayın.)
   
         
         
    Videodaki konuşmanın metni:    
   

Değerli kardeşlerim

Hz. Mesih tarafından mücdelenen İstanbul’un ikinci fethi ile ilgili yapacağım bu konuşmama başlamadan önce kısaca kendimi tanıtmak istiyorum.
Ben Almanya’da doğup büyüdüm, okudum ve üniversiteyi Almanya’da bitirdim. Tahsilime devam ederken Kur’an-ı Kerim’i hıfzettim ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hafızlık diploması aldım. Amatör olarak musikiyle ilgileniyor ve kanun çalıyorum. Evli ve üç çocuk babasıyım.
Hz. Mesih’in Mücde kitabında “Hârun benim varismmiş, o zaman bu zaman gördüm” dediği hâvari Hârun benim.

Havâriler olarak bizler sayın Hasan Mezarcı’nın “beklenilen Mesih” olduğuna iman ve şahitlik ediyoruz. Bizim şahitliğimiz kendi nefsimizden ve düşüncemizden değil, Cenab-ı Allah’ın beklenilen Mesih’i bize bildirmesinden ve bizi Hz. Mesih’e şahit olarak seçmiş olmasındandır.

Değerli kardeşlerim

Cenab-ı Allah’ın Hz. Mesih’e bildirdiğine göre 2012 yılının Ramazan ayında İstanbul’un ikinci fethi gerçekleşecektir. Asırlardan beri beklenilen ve Deccaliyet çağının kapanması, Mesih çağının başlaması, Deccaliyet çağının doğal bir sonucu olarak bütün dünyanın günahla dolması ve bütün dünyada doğal afetler, savaşlar ve felaketler olması, kıyametin yaklaşması ve beklenilen Mesih’e iman edenlerin kesin olarak kurtulması ve ebedi hayat bulması gibi çok büyük tarihî ve ilahî sonuçlar doğuracak olan İstanbul’un ikinci fethini anlayabilmeniz için önce İstanbul’un birinci fethinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Hıristiyanların “Konstantinopolis”, müslümanların ise “İstanbul” dediği bu şehr-i İstanbul “Rum” adı ile bir Kur’an sûresine isim yapılarak öne çıkarılmış ve Cenab-ı Allah o dönemde hıristiyanların başşehri olan İstanbul’un dinsizlere galip geleceğini mücdelemiştir.Daha sonra Hz. Muhammed (as) da: “Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir” diyerek İstanbul’u öne çıkarmaya devam etmiş ve onu fethedecek komutanı ve orduyu överek İstanbul’u müslümanlar için de kutsal bir yer ve hedef hâline getirmiştir.

Bildiğiniz gibi Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin komutasındaki Osmanlı ordusu 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u fethetmiştir. Hiç şüphe yok ki, İstanbul’un fethi bütün dünyayı etkileyen ve değiştiren sonuçlar doğurmuştur. Bunlardan bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

- İstanbul’un fethiyle birlikte onbir asır devam eden Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sona ermiş ve Roma’nın “nizâm-ı âlem” misyonunu Osmanlı İmparatorluğu devralmıştır.

- O dönemin fetih geleneklerine göre fethin sembolü olarak kutsal Ayasofya kilisesi camiye çevrilmiştir. Başta hıristiyanlar olmak üzere farklı din, dil, ırk ve mezhep mensuplarının özgürlükleri devlet güvencesi ve teminatı altına alınmıştır.

- Ortaçağ kapanmış, yeni çağ açılmış, rönesans ve reform hareketleri başlamış ve bütün dünyayı etkilemiştir.

- Tarihin akışı değişmiş ve bütün dünyada hayatın her alanında bir değişim ve yeniden yapılanma süreci başlamıştır.

Değerli kardeşlerim

19. yüzyıla kadar devam eden bu sürecin sonunda kitaplarda haber verilen Deccaliyet çağı başlamış ve temelde materyalist olan felsefe, düşünce ve ideolojiler bütün dünyaya yayılmıştır. Bu talihsiz gelişmelerin doğal bir sonucu olarak bütün dünyada din, devlet ve millet hayatından dışlanarak mabedlere hapsedilmeye çalışılmıştır. Özellikle birinci ve ikinci dünya savaşları Deccaliyet güçlerinin bütün dünyada resmen egemen olmaları sonucu doğurmuştur. O dönemde bütün dünyada Deccaliyet felsefesine ve güçlerine karşı yagâne gücün kaynağı ve merkezi olan İstanbul işgal edilmiştir. İşgalci Deccaliyet güçlerinin dayatmaları sonucu Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, toprakları parçalanmış, hilafet ve şeriat kaldırılmış, malum din düşmanı devrimler yapılmış, fethin sembolü olan Ayasofya camii kapatılmış ve böylece Deccaliyet güçlerinin işgali kalıcı hâle getirilerek günümüze kadar sürdürülmüştür.
Hâlâ bugün dahî Deccaliyet sembolleri karşısında yapılan ilkel ve dayatma resmî tapınma merasimlerinin devam ediyor olması ve o dönemin ithal malı Deccaliyet düzeni anayasalarının temel ilkelerinin değiştirilememiş olması ve nihayet fethin sembolü olan Ayasofya’nın ibadete açılamamış olması, işgalin örtülü olarak devam ettiğinin somut göstergeleridir. Kurulduğu tarihten beri toplumun bütün kesimlerinin şikayetçi ve karşı olduğu bu işgalci Deccaliyet düzeni dayatmasına karşı, geçen yüzyıl boyunca devam eden millet muhalefeti de kurtuluş savaşının hâlâ bugün dahî devam ettiğinin somut göstergelerinden biridir.

Değerli kardeşlerim

Türkiye dahil, özel olarak parçalanan Osmanlı coğrafyasında ve genel olarak bütün dünyada işgalci Deccaliyet güçlerinin dayatmaları ile oluşturulan Deccaliyet düzenleri geçen yüzyıl boyunca egemenliklerini, maddi ve manevi sömürü ve zulümlerini sürdüregelmişlerdir. Geçen yüzyıl, temelde materyalist olan felsefe, düşünce ve ideolojilerin bütün dünyada ve hayatın bütün alanlarında egemen olduğu, insanlık tarihinin en kanlı, en kirli ve en sapık yüzyılı olarak geçmiştir.

İncil’lerde apaçık bir şekilde anlatıldığına göre, ikibin yıl önce havâriler Hz. Mesih’e tekrar ne zaman dünyaya geleceğini ve o günün dünyasının nasıl olacağını sormuşlardır. Hz. Mesih, tekrar dünyaya gelmesinin yaklaştığı dönemde bütün dünyada çok büyük doğal afetlerin, kıtlıkların ve felaketlerin olacağını, bütün milletlerin birbirine karşı savaşacaklarını ve dünya savaşlarından sonra dünyaya geleceğini bildirmiştir.
Ayrıca tekrar dünyaya geleceği dönemde beklenilen Mesih olduğunu söyleyenlerin çoğalacağını ve bunların mucizeye benzer şeyler göstererek insanları inandırıp saptırabileceklerini söylemiş ve havârilerine tıpkı ikibin yıl önce olduğu gibi: “Benim beklenilen Mesih olduğumu Allah’ın göstermesi ve bildirmesiyle görecek ve bileceksiniz” demiştir. İşte havâriler olarak bizler, tıpkı Hz. Mesih’in birinci döneminde olduğu gibi, Cenab-ı Allah’ın vahyi, bildirmesi ve göstermesiyle sayın Hasan Mezarcı’nın beklenilen Mesih olduğuna iman ve şahitlik ediyoruz. Bizim şahitliğimizi reddeden, gerçekte bizi değil, bizleri şahit olarak seçen ve görevlendiren Cenab-ı Allah’ı reddetmiş olur. Bunu sizleri ilzam etmek için değil, mahşer günü yakamıza yapışmamanız ve “bizi neden açıkca uyarmadınız?” diyememeniz için söylüyoruz. Cenab-ı Allah’ın huzuruna şahitlik görevimizi açıkca yapmış ve sorumluluktan kurtulmuş olarak çıkabilmek için söylüyoruz.

Değerli kardeşlerim

İncil’lerde açıkca haber verildiği gibi, geçen yüzyılın maddi ve manevi felaketlerinden ve dünya savaşlarından sonra Hz. Mesih’in dünyaya gelmesi ve Rûhulkudüs-Mesih’in tasarrufuyla bütün dünyada beyinlerde ve gönüllerde bir aydınlanma, değişim ve yeniden yapılanma rüzgarları esmeye başlamıştır. Bu ilahî gücün ve tasarrufun doğal bir sonucu olarak dünyadaki bütün devletler ve milletler de, hayatın her alanında tam bir değişim ve yeniden yapılanma sürecine girmişlerdir.

Bildiğiniz gibi Hz. Mesih Kelimetullah, Rûhullah ve Rûhulkudüs’tür. O göklerin kralıdır. O’nun krallığı ve gücü insanlardan değil, Allah’tandır. Bütün dünya onun tasarrufundadır. Yine bildiğiniz gibi Rûhulkudus-Mesih ölmez ve onun tasarrufu ve ilahî gücü fanî bedeninden ziyade bakî bedeniyle ilgili ve süreklidir. İnşaallah İstanbul’un ikinci fethiyle birlikte bütün dünya sistemi bir harmanın altüst olması gibi bir altüst olma, değişim ve yeniden yapılanma sürecine girecektir. Daha doğrusu Hz. Mesih’in dünyaya geldiği 1950’li yıllarda başlayarak devam eden bu süreç hızlanacaktır.

Bu büyük tarihî ve ilahî değişime karşı bütün güç ve saldırganlıklarıyla direnen Deccaliyet güçleri hem milletlerin kendi aralarında hem de milletler arasında çatışmalara, savaşlara, işgallere, katliam ve vahşetlere sebep olmaktadırlar. Bildiğiniz gibi Deccaliyet güçlerinin ellerinde, bütün bir dünyayı, bir harman yerini yakar gibi yakabilecek ve bütün insanlığı mahvedebilecek silahlar mevcut olduğu gibi, silahlanma yarışı da devam etmektedir.

Hz. Mesih’in havârileri olarak bizler bütün milletleri savaşlara ve silahlanma yarışına karşı çıkmaya çağırıyor ve özellikle yeni bir dünya savaşı ihtimaline karşı uyarıyoruz. Ayrıca, geçen Deccaliyet yüzyılında olduğu gibi bu yüzyılda da ordularıyla milletleri işgal ederek, katlederek, egemenliklerini ve sömürülerini sürdürebileceklerini zannedenlerin kesinlikle hüsrana uğrayacaklarını haber veriyoruz.

Değerli kardeşlerim

Bildiğiniz gibi Tevrat’ta ve Kur’an’da inananları savaşa teşvik eden pek çok ayet vardır. Hz. Mesih her iki döneminde de, kutsal kitaplardaki bütün ayetlerin kıyamete kadar geçerli olduğunu ve bir tek noktasının bile değiştirilemeyeceğini söylemiştir. Ancak Cenab-ı Allah’ın kendisine verdiği yetki ve ilahî güçle, savaşa, sömürüye ve köleliğe karşı barışı, özgürlüğü, paylaşmayı, sevgiyi, kardeşliği, imanı, tövbeyi ve duayı öne çıkarmıştır.
Rûhulkudus-Mesih’in beyinlerde ve gönüllerde estirdiği ilahî rüzgar Cenab-ı Allah’ın lütfuyla Kudüs’ten başlayarak Roma’ya doğru ilerlemiş ve putperest Roma orduyla ve silahla değil, gönüllerin fethi yoluyla fethedilmiştir.

Yüzyıllar boyunca hıristiyan ve islam dünyasının siyasî kıblesi olan ve bütün dünyaya çeki düzen veren İstanbul’un Mesih çağındaki misyonu savaşa, sömürüye ve çağdaş köleliğe karşı barışın, özgürlüğün, paylaşmanın, sevginin, kardeşliğin, imanın, tövbenin, duanın ve gönül fethinin kaynağı, merkezi ve sembolü olmalıdır. Türkiye’nin aydınları ve halkı bütün dünyada devam eden değişimi ve yeniden yapılanmayı bir an önce ve doğru olarak okumalıdır. Daha da önemlisi Mesih çağında sadece müslüman Osmanlı’nın vârisi gibi değil, aynı zamanda hıristiyan Bizans’ın vârisi gibi düşünmeyi, hissetmeyi ve davranmayı da öğrenmelidir. İstanbul’un ikinci fethinin ve Mesih çağının başlamasının sembolik bir adımı olarak Ayasofya camii hem hıristiyanların hem de müslümanların ibadet edebilecekleri şekilde bir düzenleme yapılarak ibadete açılmalıdır. Hem hıristiyanlar hem de müslümanlar için kutsal olan bu mabed Mesih çağında barışın, kardeşliğin, sevginin, imanın, tövbe ve duanın sembolü haline getirilmelidir.

Değerli kardeşlerim

İstanbul’un ikinci fethi ve Mesih çağının başlaması demek dünyanın barış içinde ve güllük gülistanlık olması demek değildir. Aksine, geçen Deccaliyet çağının doğal bir sonucu olarak bütün dünyanın günahla dolması, kıyametin yaklaşması, şeytanların insanları azdırarak saptırması ve bütün bunlardan kaynaklanacak olan çok büyük maddi ve manevi felaketler, doğal afetler, savaşlar ve sapkınlıklar olması demektir.

İncil’lerde apaçık bir şekilde anlatıldığı gibi, ikibin yıl önce Hz. Mesih havârilerinin bir sorusuna cevap olarak tekrar dünyaya geldiğinde dünyanın Nuh ve Lut kavmi gibi olacağını söylemiştir. Bildiğiniz gibi Nuh ve Lut kavimleri kendilerine gönderilen peygamperleri tanımamış, peygamberleri tarafından yapılan felaket ve tufan uyarılarına kulak asmamış, taparcasına dünyaya sarılmış ve her geçen gün daha da sapkın ve azgın bir hale gelerek sonunda felaket ve tufanla helak olmuştur.
İşte Hz. Mesih tekrar dünyaya geldiğinde Nuh ve Lut kavmi gibi olan dünyanın kendisini tanımayacağını, felaket ve kıyamet uyarılarına kulak asmayacağını, her geçen gün daha sapkın ve daha azgın hale geleceğini ve sadece “Nuh’un gemisine binenlerin”, yani beklenilen Mesih’e iman edenlerin kurtulabileceğini ve ancak kıyamet koptuğunda gerçeği göreceğini ve bunun bir işe yaramayacağını söylemiştir.

Havâriler olarak bizler bu gerçekleri cok iyi bildiğimiz içindir ki, Cenab-ı Allah’ın bildirmesiyle beklenilen Mesih olduğuna iman ve şahitlik ettiğimiz Hz. Mesih’i dünyanın tanımamasına, uyarılarına kulak asmamasına ve bizim şahitliğimizi de kabul etmemesine doğrusu saşırmıyoruz. Ancak bütün milletler ve bütün insanlık için çok üzülüyoruz. Nuh ve Lut kavmi gibi olmamaları için beklenilen Mesih’e iman ederek kurtulmaları ve ebedi hayat bulmaları için şahitlik yapıyor ve dua ediyoruz. Cenab-ı Allah tarafından Hz. Mesih’e bildirilen İstanbul’un ikinci fethinin ve Mesih çağının bütün milletlerin kardeşlik ve barış içinde yaşamalarına vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.

2012 yılının Ramazan ayında başlayacak ve kıyamete kadar devam edecek olan Mesih çağının bütün insanlığa ilahî mücdesinin özü “Îmân et, kurtul” mesajıdır.

Hidayete tabi olanlara ve Hz. Mesih’e iman ederek kurtuluşa erenlere selam olsun.

Haziıran 2012